31 Temmuz 2012 Salı

Kapanırken,






Yaz okulunun sıkıntıları bir süredir üzerimdeyken, dün yeni birkaç şeyle ilgilenmenin verdiği rahatlığın tadına vardım. Uzun zaman sonra Deathly Hallows'dan parçalar okudum, Canterville Hortlağı'nı okumaya başladım ve odama yeni şeyler ekledim. Hedeflerimin hayatımdaki gerçek hedefler olup olmadığına karar vermem gerektiğini düşündüm, ardından da bunları düşünmememin bunları var ettiğini bir kere daha hatırladım.

Annem dağınık ve özgü bir iftar sofrası hazırlamıştı. 'Kafana göre takıl,' kıvamındaydı, kısaca tam benim günümü anlatan bir sofra.

Herkes bir şeylerden bıkmış,

Temmuzu da hayal kırıklığına uğrattım canım Ziyaretçiler, kendinize iyi bakın.
Auf Wiedersehen


Callieach Bheur





30 Temmuz 2012 Pazartesi

Liste



-Düşünceler
-Çay
-Sütlü Nuriye
-Yastık
-Canterville Hortlağı
-Gelmiş Bulundum
-Rezene Çayı
,,,



Ne istediniz?

Mutlu mesut sunumumu tamamlamıştım halbuki ben, gidiyordum da; nereden çıktı bu ateş?
Hastalık yüzünden ilk defa bir sunum-sınav kaçırıyorum, lütfen bu da son olsun.






Dibibib




Hayatı zevkli kılan şeyler minik omuz hareketleri gibi, bir anlık kahkaha gibi gibi şeyler değil mi?














Cidden ama hayat sıkıldığımız insanlara katlanamayacağımız kadar kısa, şu sahur vaktinde yarına yetiştireceğim bir sunum varken anca bunu söyleyebilirim size.



29 Temmuz 2012 Pazar

Kıtalar-Arası Kaynanalar



Az önce oturdum şu üsteki dört kareyi bir araya getirdim. Downton Abbey'nin Ocak ayına kadar gelmeyecek oluşu üzücü de olsa artık İngiliz dizilerinin bu kaprisli yapısına alıştım sanırım. Güzelliği de bundan kaynaklanıyor sanırım, hayatta da en tatlı insanlar güzelliğini kaprisli kaprisli paylaşanlardır benim için, öyle insan bulması da zor zaten çoğunlukla lokma tatlısı gibi direk iç bayan muhteremler ile dolu bir çevrem var (Ben neyim diye düşünmesem daha iyi şimdilik).

Yeni sezonda Maggie Smith'in dünürü olarak Shirley Maclaine'i de dizinin kadrosunda göreceğiz. Mrs.Crawley ile Lady Grantham didişmelerinin yanına bir de bu Amerikalı-İngiliz kaynana savaşları pek hoş gideceğinden yeni sezondan umutlu olabiliriz apaçık.

Hadi bakalım,


Heyecanla Bekliyoruz


28 Temmuz 2012 Cumartesi

Die Die Die Di,,,

Prenses Diana'nın hayatı ile ilgili doğrudan bir hatıram olmasa da medya sağolsun bir şekilde her akşam kendisinden haber alıyorduk. Ölümü ise doğumgünümde alabileceğim en garip haber olmuştu benim için. 7 yaşındaysanız gerçekten çok üzülüyorsunuz çünkü o yaştayken aslında televizyonda gördüğünüz herkes sizin hayali arkadaşınız konumunda oluyor. Biz onları tanıyorsak, bir şekilde onlar da bizi tanıyormuş gibi bir his var her daim. Diana'nın hakkında çıkan "hafif kadın" muhabbetlerine de katlanamıyorum halen, Harry'nin babası bile belli değil diyorlar falan filan... Gerçek şu ki bu kadın her zaman sevilmeye değer bir insan olarak ortaya koydu kendini, sevdirdi kendini.

Eğer Di'nin, Dodi'den bir çocuğu olsaydı gerçek bir skandal yaşanırdı ama; hem de tam curcuna. 30 yıl sonrasını düşünsenize Müslüman bir iş adamı ile Birleşmiş Krallık'ın Kralı kardeşler. Böyle bir durum dünyayı daha ilginç bir yer yapabilirdi ama bazı insanların da asla istemeyeceği bir hal olduğu kesin.











Philip, bak bizimkiler geçiyor

Şu kadının ölümü herhalde bizimkinin ve bizden önceki iki neslin gerçekten merak ettiği şeyleri getirecek.
Elizabeth olmak da zor iş,,, sonuçta asık suratlı hatun,,,


26 Temmuz 2012 Perşembe

Şahane Hatalar

Ben mesela hiçbir şekilde duramam, kendi kendimin cezasıyım, sıcak yaz günleri ise Doğrucu Davud'umdur benim,,,














25 Temmuz 2012 Çarşamba

Haydi, Haydi, ...


Birilerinin bir an önce beni buralardan kopartması lazım ki sağlığıma kavuşabileyim. 


Boş verin onu da, The Iron Lady'nin tam bir hayal kırıklığı olduğunu fark ettiniz mi? Yönetmen resmen "Meryl'e abanalım, sömürelim; zaten o da üçüncü Oscar diye yırtınıyor öyle geçiştiririz biz de," diye mırıldanarak çekmiş filmi. Meryl Streep'i severim ama tavrı, her zaman samimi gelmeyen o hali, biraz tadını kaçırdı sanki.

Bir de kapatırken Mario Vargas Llosa'nın Kelt Rüyası'nı hala bitirmeye çalışıyorum, resmen tembel bir okuyucu oldum ama size tavsiye ederim kitabı hayli cazip yönleri var. Gereksiz görülecek şeylere yer bırakmadığı çok açık, düzenli bir akışa sahip bir roman.



Haydi iyi geceler,   




Haydi,


24 Temmuz 2012 Salı

Hakkında Olmadan




Ben hayatta bazı şeylerin sürekli döndüğüne inanlardanım. gördüğüm ve deneyimlediğim de budur, inandığımdan mıdır gördüğüm bilemem ama mevsimlerimiz var açıkça. Hayatı utanmadan dörde bölmeye kalkanlara kızıyorum çünkü hiçbir ömür tek bir bahara bağlı değil. Elbette kaçan fırsatlar oluyor ama değişen bir renkle yenileri geliyor. Uzunlarda ve kısalarda kendi mevsimlerinizin hakkını verin, sonuçta sürekli yaşlanıp yaşlanıp gençleşiyouz bir ömür içinde. 




Bu yüzden hayat bir toplamdan oluşuyor. Dönüşler ve devirler ile bir şekilde bir yerde yaklayabiliyoruz o istediğimiz lokmayı, sonrası ise yenilik oluyor; çıkabiliyorsanız tekrarı bırakıyorsunuz.

Bekleyin ve aramaya devam edin, sıkılırsanız da dinlenin ama dinlenirken bir şeyleri elbet kaçıracaksınız.











 

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Yarılma Enerjisi


Anlattığın hikayeler sıkıcıysa ya da sıkıcı olmadan da dinlenmiyorsa susar mısın? Kimsenin uğramadığı bir sokak olsan dahi var olmaya devam et, lütfen ve lütfen turuncu sokak lambaları sönmesin. Kimseyi aydınlatmadan sokağı sadece...
Bak birden yalnızlaştım, duygusallaştım sandım, durdum, duygusuzlaştım ama lütfen sen hikayelerini anlatmaya devam et. Bencilce talebim bu çünkü benden başkaları, en azından bir başkası olmalı, zayıflığımdır biraz.
Özür dileme devam et.


Yaz Ramazanları,


İşin kolaylığından değil elbette lakin Kış mevsim olarak benim gözüm her zaman için Ramazan'a daha uygun bir mevsim olmuştur. Yazın oruç tutmanın zorluğunu bazen dramatikleştiriyoruz ve bu da işi biraz sıkıcı yapıyor. Kış aylarının karanlık havası her şekilde bir iftar sofrası ile daha doğru bir uyum içinde sanki belki de benim ilk Ramazanlarım Kış Ramazanı olduğundan bu hislerle doluyum. Yinde eğer hoş insanlar eksik değilse etrafınızda sahura kadar süren o gece nöbetleri sadece Yaz Ramazanlar'ında bulabileceğiniz bir şey.


Öpücükler

17 Temmuz 2012 Salı

Kalan


Tanışma hikayeleri her zaman güzel değildir ama insanlar utanmazca bunları da paylaşmak için yırtınırlar. Ben çok sorarım ama bazen karşınızdaki insanın çatır çatır yalan söylediğini 
fark edersiniz, gülersiniz.




Şu kursa başladığımdan beridir olabildiğince düz bir yolda ilerledim. Aslına bakarsanız burada anlatmasam da biraz sıkıntılıydı benim gibi tembel olup bazı şeyleri çevirmek. Benden duymaya alıştığınız bir sürü “Cadı Karı” vıdıvıdısı işte… Güzel olanlardan biri ise bu yolda hiç düşünmediğim bir yoldaş bulmamdı. Size tanıtmak adına ona “Osmiyum tetraoksit” adını takayım (Ne vakittir kimselere isim vermiyordum Çatı’da.).  Sürekli bir şekilde aynı sınıfta aynı hocalarla temmuz kursuna kadar geldik. Nasıl biridir derseniz neşelidir, yemek yemeyi sever ve kahveye bayılır. Sevimli ve renkli bir kişilik kısaca, aynı zamanda bir blogger kendisi, 7gun7film.blogspot.com adresinde yazanlardan biri. İnsanlarla tanışmak sürpriz yumurtalar gibi geliyor bazen iki günde kanepenin altında kaybolan bir oyuncak çıkıyor Kinder yumurtasından bazen de komodininizin üstünde tuttuğunuz bir ışıltı kaynağı. Bu tatlı arkadaş “Übersetzunwissenschafht”  okuyor ve tam bir lisan tutkunu, yani tatlı bir insan olmanın bir çok özelliğini taşır. 



Neyse, Çatı’da bahsi geçmese olmazdı zaten 9 ay geç kaldı bile bu bahis.
Kendinize iyi bakın Ziyaretçiler,
Auf Wiedersehen







Takipçiler =)

Gelenler Gidenler