17 Ocak 2012 Salı

Mrs. Who?



(Oval Ofiste yakalanan Doktor ve arkadaşlarının etrafını Amerikalılar sarmıştır ve Başkan Nixon kim olduklarını sorar.)

Doktor: Ben senin yeni gizli ajanınım, Londra Emniyet Müdürlüğü'nden. Kod adım, Doktor. (Soldan sağa Amy, Rory ve River'ı göstererek ekler.) Bunlar benim yüksek düzey ajanlarım: Bacaklar, Burun ve Bayan Robinson.
River: Senden nefret ediyorum.
Doktor: Hayır, etmiyorsun.



16 Ocak 2012 Pazartesi

Gölet


Ders çalışırken, bazen, çevremde şeker insanlar varsa; mesajlar yolluyorum yan masaya,,,




Sanatsal olması gerektiği kanısında değilim...
Sonuçta final haftasındayız,,,
  


:D

9 Ocak 2012 Pazartesi

Düşünemedi

Böyle izleyicilerinizden biri eksilince bakınıyorsunuz, acaba kimdi, niye gitti diye? Bulamıyorsunuz, unutuyorum isimleri, kimin gittiğini ve geriliveriyorsunuz o merak alacasından sebeple. Salakça bir endişe içinde kaldım ben de, öğrenememe endişesi ki kibir kaynaklı, ben de çokça var maalesef.
Çarşamba Organik Kimya Labarotuvarı Finali var yahu, buna gerileceğim ben şimdi. Hem de ertesi günü Fiziksel Kimya Finali var. Eneee yine saçmalamaya başladım ben,
Ohoyt!

Giden kim isen merak ettim gidiş sebebi, saf kimyager kalbim merak içinde...

Peki susuyorum!

Saçlarımı Tom Baker'dan özenmiş olabilirim...

8 Ocak 2012 Pazar

3 Ocak 2012 Salı

Labarotuvarda Kurallar (!)

Bilirnir mi bilmem, kimyager olacağım ben, (afeeeerin bana!, hani at boku doktoru olacaktın yavrum?)

Güzel iştir aslında ama labarotuvar dedin mi belli kurallar var, uymazsan ciddi ciddi vücudundan bazı yerleri tamamen kaybedebilirsin. Fakültenin geçmişi böyle hikayelerle dolu, yani birgün aslında tüm asistanları bir araya toplayıp battaniyelerimizle bir korku öyküleri gecesi yapsak, anlatılan hikayelerin hepsi yaşanmış çıkar.

Neyse;

İşte lab.da yapılmaması gereken birkaç şey;
1-Koridorlarda koşmayınız.

2- Labarotuvarda yersiz şakalar yapmaktan sakınınız. Ciddi sonuçlar yaratabilir.

Bu liste uzuyor (ne kadar erken sıkıldım yazmaktan) ,  Ümit Tunca, Nükhet Tan, Güneş Koza va A. Bahattin Soydan tarafından yazılmış olan  "Genel Kimya Labarotuvar Kitabı" tüm listeyi içermektedir, ilgilenen varsa açıp okusun, eğlencelidir.


Lakin bir de kesinlikle her labarotuvarda yaşanamayacak harika anlar yaşanır bazen. Öyle eşşissizdir ki hayatınız boyunca unutulmayacak bir an kalır yanınıza ve tüm bölüm kıskanır labarotuvarınızı.
Mümkünse deneyden sonra şunları yapın, ( Deney alanından biraz uzakta olsun ama hala labarotuvardasınız, biz öyle yaptık)

1-Mekanda bol bol yemek bulundurun.
2-Maksimum katılım olmalı, katılanlar arasında  özellikle  5-6 oynamayı seven insan olmalı, onlar ortamı alevlendirir zaten.
3-En az iki defa halay çekilmeli. ( Fark ettiyiseniz koşmuyoruz, kontrollü ve vücudumuza hakim olarak halay çekiyoruz ve halay başına aynen uyuyoruz.)

4- Dur ihtarına uyulmamalı.
5-Labarotuvarda yersiz şakalar yapmaktan sakınınız. Hala ciddi sonuçlar yaratabilir.




Bunları yaparsanız kötü bir deney sonucu bile sizi üzemez. Ancak her (başarılı-başarısız)deneyin ardından bunu alışkanlık haline getirirseniz, bölümde arkanızdan "habire halay çekiyorlar bunların yaptığı iş çok basit aslında" gibisinden dedikodular çıkabiliyor.

Yukarıda anlatılanların hepsi gerçektir ama umarım okuldan atmazlar beni,
Kış cadısı sizi selamlıyor
Sevgilerimle Callieach Bheur

  
Tabi ki biz böyle saçma pozlar vermiyoruz labda, bir asaletimiz var.

2 Ocak 2012 Pazartesi

Ev vel Gü nah lar

Şimdi eski bir yazıma bakıyordum, günahlar ya da daha doğrusu günahkar zevkler üzerine lafı uzattıkça uzatmışım. Bu sefer daha farklı bir şey yapalım dedim. itiraftan daha da zevkli olacağı kesin. alacağım kalemimi , kağıdımı yazdıracağım insanlara birkaç cümlelik birer paragraf; onların gözünde benim günahkar zevklerim nelermiş bakalım. Ardından, aynen buraya geçireceğim hepsini. Kameram olsa kaydederdim ama bu fiziksel olarak mümkün değil. O ayrı bir projenin konusu olabilir sanki... =)
Nasıl bir sonuç çıkar bilemem ama bana şeytan motifli hediyeler geliyor, bakalım neler yazılacak.

Günah demişken,,,
Callieach Bheur'den sevgilerle
Not: Sanmıyorum ama eklemek isteyen varsa, mail atarak bana ulaşabilir bence :)

Çok önemli bir not,

Sinem'i çok seviyorum,,,
Oturupta öyle uzun uzun birlikte, gülerek saçmalayabilirsiniz de olgun bir eda ile sohbet de edebilirsiniz. Acaba hangisi daha sık oluyor?

Bak şimdi,

Böyle kurgusu bozuk yazımı olur dedim kendi kendime, şu alttaki yazıya bak;
"Uykum var," dedim,
Hak vermek lazım ama başkalarına ne?

Olmayan Kelimeler ile Başlayan Yıl

Kişinin hayatı ne kadar çirkindir? Muhatabı çirkinlerin sayısıyla ilişkili midir, ölçülebilir mi; ters orantılı mı yoksa doğru mu, koşulları mı incelemek lazım?  Değişkenlere takmışım ben kafayı nicedir, onlar arttıkça heyecanlanıyorum, kumar oynuyoum... Hevesle yazı yazmayalı Çatı'mıza epey oldu, biraz değiştirdim, fark edilmiştir belki.  Bu yeni ajandasını çok sevdim Metis'in, Tutmuşlar "petrichor" koymuşlar taa en başına bir de, nasıl uçtum havalara,, yani birazcık sevindim aslında.
Pek güzel hediyelerim oldu, bu sene. Bir de Tomris Uyar'a biraz aşık oldum ben,,, rahmetlik olmuş lakin zaman yolculuğu listemde en üst sıralara yerleşti şimdiden. 





Güz nasıl mı geçti? Şöyle;
  



ve şöyle;






Hediyelere dönersek,



River Song'u kıskandıracak bir günlüğüm var, aldığım en harika doğumgünü hediylerinden biri, lakin resmini göstermek gibi bir niyetim yok ama şapşal bir arkadaşımın Ekim'de hediye ettiği(!) hoş(?) bir doğumgünü hediyem oldu.

Zambak Prenses ise yılbaşı hediyesinde turnayı gözünden vurdu,
bir ara hatim etmem gerekecek, şükür beni iyi tanıyan arkadaşlarım var.  =)


Yeniyılın en büyük olayı her sene olduğu gibi bu senede finaller tabii, ben de şu şekilde olaya dahil olmaya çalışıyorum;




Ve böyle;





haller ne olacak, göreceğiz elbet.
Okul ayrı bir curcuna, hani böylesine yıkmayı-yapmayı seven bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi var bir de bizimkiler. Birkaç milyar yıldır attığımız çığlıklarımız sonucunda sonunda fakülteyi onarıma aldılar ama her tarafta ayrı bir keşmekeş var, ya bot ya çamur... Kızsam da iyi oldu bu iş, iyice çürük elmaya dönmüştü bina.
 Gerçi bizimkilerin pek müstesna sigara mekanları ellerinden alındı, pek üzüldüler kıyamam (beter olsunlar).




Kütüphanemde bir sürü hanım ağırlar oldum. Tomris'den bahsetmiştim zaten ama bir de Leyla'm yok mu? Ah Leyla Erbil,,, canının yanacağını bile bile üzerine giderken buluyorsun kendini, gerçekten tuhaf bir kadın ama kalbinizden atamazsınız ki kalbiniz fakirleşir yoksa. Leyla Erbil demişken, Ayfer Tunç aklımdan çıkmaz.Özellikle Ayfer Tunç'u daha çok didiklemek istiyorum ama herşey o kadar kolay olmuyor. Evet, her zaman dersler olacak ama yorulunca da (bu kadar) biraz uzaklaşıyorsunuz, ister istemez.

Uyuyasım geldi biraz,
Bir de,
Dövbenisi olan insanlarsan biri olduğumu uzun zamandır söylüyorlardı, her an bir linç tehlikesi yaşıyorum ama uslanmıyorum. Dayak yesem de uslanmam ben, bilirim; o da sıkar gerçi ama büyük sözüme tövbe, kışkırtmaya da gerek yok kimseyi.

Bu arada "at boku doktoru olmak" cazip bir fikir gibi geldi. Çok yaşa "Fırat" ...

 




Özlemişim Çatı'yı
iyi kalın, irtibatı koparmayalım(?)Callieach Bheur

Bu arada çirkinlik de ayrıca bir araştırma konusu olmalı sanki.

24 Şubat 2011 Perşembe

Pardon-Cidden

Neler oldu bilseniz, gerçi bilmek de istemeyebilirsin belki ama ben dönmek istiyorum;
Bir yerlere ayrılmayın mümkünse, münasebetsizliklerden ötürü dönemedim
İyi kalın,
Kış biterken
Cailleach Bheur geri dönüyor,

13 Eylül 2010 Pazartesi

Boşkafa Barnabas

Kitapta adı geçerdi hani ama hiç göremedik kendisini. Aşağıda , Boşkafa Barnabas sekiz ifrit'e bale yapmasını öğretiyor. Pek bir HP havamdaydım paylaşayım dedim.

Sevgilerimle
Öpüyorum,

Callieach Bheur

9 Eylül 2010 Perşembe

Çıplaklık

Çünkü, çocukluğun saflığını cinsellikle buluşmamışlığa bağlayanların apaçık ikiyüzlü olduğunu düşünüyorum. Çocukların cinsellikten uzak olmadıklarını unutup, cinsel dürtüyü lanetlenmişliğin işareti olarak görüyorlar. Bakirliğin bedende bağlandığını sanıyorlar; sinirlerde...  İnsanları bedenlerinden soğutuyorlar, suçluluk duygusundan haz alıyorlar adeta. Tüm korkuların sebebi oluyorlar bir anda ve asla tükenmiyorlar.
Çocukluğun saflığı keşfetmeye bağlı değil mi? Cinsellik de keşfedilecekler arasında o halde, çocuklar da bunun apaçık farkında. Mamafih,  bedenlerini artık insanlardan saklayamıyorsunuz; artık değil tatlım.

2 Eylül 2010 Perşembe

Ben,

Why does it always rain on me?

desem...
O, bana

Mızmızlanmayı kes ve kapa çeneni!

der.

Severim onu.


Callieach Bheur

Takipçiler =)

Gelenler Gidenler